2017 Opel Astra Sedan 1.6 Edition Plus

chesteren

Kayıtlı Kullanıcı
23-Elazığ
Katılım
16 Ocak 2021
Mesajlar
18
Tepki puanı
26
Puanları
13

Ön bilgilendirme: Uzunca bir yazı olacak. Okumaya geçmeden önce koltuklarınızın dik, kemerinizin bağlı ve masanızın kapalı olduğundan emin olunuz. ✈️

Otomobiller.. Hayret ve hayranlık uyandıran mekanik, estetik ve mühendislik harmonileri.. İçten yanmalı motorlar ile belki de esas başlangıcını yapan ve bugüne kadar müthiş bir hızla seyreden gelişimleri. Bunları okumak, araştırmak, incelemek ve hatta mümkünse deneyimlemek için çokça vakit harcayan biri olmak. Kısacası: Otomobil sevdalıları. Burda mısınız? :)

Ülkemizde çoğumuzun kalbinde sahibi olduğundan çok sahibi olamadıklarına dair bir buruk sevda bu. Çok geniş bir sektör, öyle çok marka ve model, öyle zengin bir tarihi var ki çünkü bu meretin.. Otomobillere ulaşabiliritemiz kısıtlanmış olmasa eminim bizler muhtemelen çok daha farklı modeller kullacağız, hatta çoğumuzun birden çok otomobili olacak ve keyfi amaçlar için dahi elinde amaca uygun otomobil barındıracak.

Otomobillere ulaşabilirite dedim. Burası çokomelli. Ne yazık ki, ülke sınırları içerisinde maddi gelire oranla otomobil fiyatları çok orantısız düzeyde. Bu sebepten, sahibi olarak kullanabildiğimiz araçları boğazımızdan keserek, gözümüzü karartarak, bazen de bir ömür boyu çalışmayı bir otomobile bağlayarak satın alabiliyoruz. Tüm bu şartlar altında insanın içinde otomobil sevdası olsun olmasın, sahibi olduğu otomobile çok büyük bir kıymet ve anlam yüklüyor, çünkü zor ulaşıyor. Bu ülkede hepimizin bindiği otomobil değerli, herkesin aracı kıymetli. Mercedes'e binen de, Lada kullanan da, Subaru veya Suzuki de, yahut Ford kullanıcıları da aracını seviyor. En kıymetlisi ondaki. Çünkü zor ulaştı, çünkü haklı.

Hal böyle olunca, hepimiz eldeki parayla satın alınabilecek araçta en optimumu bulmaya çalışıyoruz. Bence bu konu bir tez konusu bile olabilir. Türk toplumunun araca yaklaşımı genel dünya düzeninden çok daha farklı. Bu sebeple kendi içinde apayrı bir piyasası, bambaşka değişkenleri var.

Tüm bunları neden anlattım? Çünkü satın aldığım her arabayı aynı mantık süzgecinden geçirerek satın aldım. İstisnasız her aracım, elimde olan parayla ve aracı yürütebilme esaslarını göz önünde bulundurunca en büyük faydayı verecek araçlar olmalıydı. Böyle olunca da esas sevda hayallerde kalıyor, eldeki ile de mecburi aşk doğuyor :)

Kısaca kendi otomobil tarihçemden bahsetmek istiyorum. İlk aracım 2009 Citroen C4 1.6 hdi SX paketti (kutik). Ardından 2013 Citroen C5 1.6 e-hdi Executive aracım oldu (hacı reis). Gayet sevmiştim, güzel araba C5 fakat piyasada diğer araçların yaşadığı fiyat artışı C5'te pek yaşanmadığı için daha fazla zarar etmemek adına satıp 2017 Skoda Superb 1.4 tsi Active aldım (süperbaba). Araç sıfırdı, harikaydı. Yaşlıyken binsem ki ne, genç yaşımda bineyim düşüncesiyle sattım ve 2013 Mercedes E 180 Elite satın aldım (paşa). Çok severek kullandım, aracı resmen sıfırladım ve pat! Krediler düştü, mülk sahibi olalım düşüncesi ağır bastı ve istemsizce de olsa sattık. Eldeki para ile satın alınabilecek ve motorunu önceden kullanıp bildiğim için bende artısı büyük olan 2014 Citroen C-Elysee 1.6 hdi Executive satın aldım (hırmışik). 1 sene kadar kullandım, ihtiyacımı gördüm ve kendimi biraz toparlar toparlamaz konuyu açma sebebim olan 2017 Opel Astra Sedan 1.6 Edition Plus'ı satın aldım.

Esas oğlana geldiğimize göre, önce şunu açıklayalım. Neden Opel ve neden bu modeli?

Aracımı 31 Ağustos 2020 tarihinde 133 bin liraya satın aldım. O tarih itibariyle bu fiyata satın alabilecek en mantıklı arabaları aradım taradım, eleye eleye geriye iki aday bıraktım. Birisi Opel Astra 1.6 atmosferik motorlu 2016 ve sonrası araçlar, diğeri de Toyota Corolla 1.33 Life paketli 2016 ve sonrası makyajlı araçlardı. Gerisi ya çok yüksek km'de, ya hasarları büyük, yahut sorun çıkarma ihtimalleri olan eski modelli araçlardı. 100 bin kmden daha yüksek aracım hiç olmamıştı. Eski araçların sorunlarıyla uğraşmak, sanayiyi sadece keyfi amaçları için kullanan birine zulümdür arkadaşlar. Sanayiye gidip lastik değiştirmek, belki bakım yaptırmak veya otomobile aksesuar eklemek gayet keyifli. Fakat arıza yaşayıp boynu bükük bir araçla gitmek, usta usta dolaşmak falan. Aman aman, Allah uzak etsin. Toyota peder beyde var, aşinayım zaten incelemeye zerre ihtiyacım yoktu fakat Astra J kasalar bende tamamen muamma. Hiçbir deneyimim yoktu. Önce internet araştırmaları, sonra yakın çevrede aynı araç sahipleri ile konuşmalar, ardından aracı sürmem ve kendim deneyimlemem.. Zaten Astra'nın kapısına elimi ilk attım ve kapıyı açtım, o an kararımın %50'sini verdim. Toyota tamam iyi hoş sorunsuz ama yok, Astra daha benlik. Corolla çok alçak üstelik. Astra'yı kullandıkça beğendim ve kesinleştirdim kararımı, haldır haldır aramaya koyuldum ve şimdiki aracımı, nam-ı diğer "tosun"umu satın almış bulundum. Görüldüğü üzere her aracıma bir isim takıyorum. Her birinin bende bıraktığı intibaya göre mutlaka duygusal bir adı var. :)

Satın aldığımda 42.000 kmdeydi, sadece sağ arka çamurlukta ve marşpiyel altında minicik bir boyası vardı. Tamamen servis bakımlıydı, lpg takılmamıştı ve başka hiçbir ekstrası olmayan, aile aracı olarak kullanılmış gayet temiz bir araçtı. Satın aldığımın daha ertesi günü, sabah ilk işim Elazığ'da bulunan Opel Yetkili Servisi'ne giderek aracın periyodik bakımını yaptırmak oldu. Bu konularda hassas biriyim ve aracıma hep bakarım, ne gerekiyorsa da hiç uzatmadan yaparım. Açıkçası bakım oldukça ucuz geldi, kampanya da vardı 660 liraya bakımı hallettik ve bakımdan çıkar çıkmaz Malatya'da bulunan Sağlamlar Otogaz'da Lovato marka lpg taktırdım. Aracı alış sebebim buydu zaten, yakıtı az olsun. Özellikle Sağlamlar'ı tercih ettim, işçiliklerinin tertemiz ve sorunsuz olduğunu bildiğim bir yer burası ve sağolsunlar her zamanki gibi çok güzel ilgilendiler, işlemimizi tamamladılar. (Aynı yerde sonrasında Afr ayarı da yaptırdım) İlk gün böyle geçmişti, peki 2. gün durulur mu? Aslaaa. :) Sanayinin yolu tutuldu, Elazığ Hakan Oto Aksesuar'da araçta eksik gördüğüm bütün kromajları abartı olmayacak şekilde ama göze de şık durup hitap edecek düzeyde yan cam tam krom çerçeveleri, ön sis kaşları, ön tampon bıyık vs. yaptık, balık sırtı anten taktık, kol dayama işini hallettik, krom plakalık yaptırdık ve kauçuk paspas seti satın aldık. Sanayide bir başka yerde alt karter muhafaza sacı taktırdık. Hatta bir tane de fazla satın almış oldum iade edemedim. Elimde öylece sıfır paketiyle duruyor. Belki ileride burada başlık açar satarım, şimdilik yatsın. Bitti mi? Hayır. Araçtaki en önemli eksiklerden biri multimedyaydı ve tavsiye üzerine Elazığ'da bir multimedyacıya giderek geri görüş kameralı bir multimedya bağlantısı yaptırdık. Tesla ekran beğenmedim, tabirimi mazur görün ama yerinde duruşunu beğenemedim at ve kelebek ilişkisi gibi görünüyordu gözüme. Bu yüzden orijinal ebatlarında güzel bir cihaz satın aldım. Aynı yerde arka kapı içlerinde olmamasına hayret ettiğim hoparlörleri de takmalarını istedim ve vitesin altında üst paketlerde olan kırmızı led takılmasını istedim. Araba, 2 gün içerisinde beklentimi karşılayacak hale dönüşmüştü :) Ertesi günlerde Lpg işletme ve muayene işlemlerini hallettik ve araç misler gibi oldu. Görsel paylaşmanın zamanı geldi sanırım.
(!!!!Yazının devamı hemen alt mesajda!!!!)



Snapseed-14a7fca434c20036d2.jpg



IMG_20197c3b02c5fcb34cad.jpg
 
Son düzenleme:

chesteren

Kayıtlı Kullanıcı
23-Elazığ
Katılım
16 Ocak 2021
Mesajlar
18
Tepki puanı
26
Puanları
13
Yazı uzun geldi, devamını bölmek zorunda kaldım. :)

Gelelim deneyimlerimize.. Aracı aldığımdan beri 4 bin km yol yaptım. Pandemi etkisinden ötürü az yol yapmış oldum, yoksa bundan çok daha fazla yolculuk yapmış olacaktık fakat 4 bin km de iyi kötü bir fikir vermiş oldu bana. Öncelikle araç hakkında en güzel ve olumlu yan, aracın tok hissettirmesi. Aracı kullanırken bir an olsun güvensizlik yaşamadım. Bu hem yol tutuş için geçerli, hem aracın kaporta vb genel aksamları için geçerli. Araç tok, gerçekten tok. Donanım olarak, benim sonradan eklemiş olduklarım ile fena değil yeterli düzeye geldi. Sadece yokuş kalkış desteği olsun isterdim. Far sensörüymüş yağmur sensörüymüş. Bunlar tırt işler, çok da mühim değil bence. Aracın en önemli, insanların gözünde en değer verdiği şeylerden biri: performansı.. Arkadaşlar, ülkede kullanılan araçlar zaten belli. Hiçbirimiz 4000 cc araçlara binemiyoruz. Çoğu aracın 0-100'ü 10 küsür saniyelerde. Uçtuğunuzu sandığınız arabalar bile başka ülkelerde yüzüne bakılmayan, motorlarına denemek için bile olsa rağbet gösterilmeyen araçlar. Eğer hız sevdanız varsa bu ülkede bunu otomobille gideremezsiniz, ya gidip bir motorsiklet alacaksınız ve adrenalini hızlanmayı eğlenceyi iliklerinize kadar yaşayacak fakat can riski alacaksınız, yahut go-kart pisti vb pistlere gideceksiniz bir güzel eğleneceksiniz döneceksiniz. Gündelik otomobillerde ülke genelinde insanların sahip olduğu neyse, bu aracın verdiği de o. Millet gidip Civic'e dünyanın parasını bayılıyor, motor olarak Astra'dan pek bir farkı yok. Üstelik o paraya nice başka arabalar da alabilecekken insanlar neden alıyor? Alınmaz değilmiş demek. Herkesin bir önceliği var. Eğer önceliğiniz, lpg uyumu olsun ve az yaksın, yeterince gitsin, yüksek km olmasın, model yılı yüksek olsun gibi şeyler ise eldeki seçenekler arasında en iyilerinden birisi Astra. Yapacak bişey yok. Ayrıca bu konuda sizlere bir de fıkra anlatayım:
"Bir Boeing 777 okyanus üzerinde uçarken yanında bir F16 belirmiş. F16 pilotu, yolcu uçağının pilotu ile telsizden bağlantı kurmuş.
- Sıkıcı bir uçuş olmalı. Şimdi 5 dakika beni izle de seni biraz eğlendireyim.
F16 pilotu aniden hızlanıp ses duvarını aşmış, sonra dimdik gözden kayboluncaya kadar yükselip aniden döne döne dimdik dalışa geçmiş, okyanusa kadar alçalıp ani bir dönüşle tekrar yükselmiş ve yolcu uçağının yanına gelmiş. Tekrar bağlantı kurmuş.
- Nasıl? Keyifli değil mi?
- Evet güzeldi demiş 777 pilotu. Şimdi de 5 dakika sen beni izle bakalım.
F16 pilotu şaşırmış. Koca yolcu uçağıyla ne yapabilir ki? Beklemeye başlamış. 2 dakika, 3 dakika... Yolcu uçağı normal rotasında uçuşuna devam ediyor. Beşinci dakikanın sonunda yolcu uçağının pilotu tekrar bağlantı kurmuş.
- İzledin mi?
- izledim de, ne yaptın ki?
- Ne mi yaptım? Yerimden kalktım, dizlerimi esnettim, tuvalete gittim, kendime bir fincan tarçın çayı ve bir dilim havuçlu kek aldım, sonra internete girip şirketimin bu gece konaklamam için rezervasyon yaptığı 5 yıldızlı otele baktım. Nasıl, keyifli değil mi?"

Kıssadan hisse, hız her şey değil. Ben hızdan çok arabanın konforuna, güvenliğine, bana verdiği sağlamlık hissine bakarım. Mercedes'imle de hiç kasmadan, sakince kullanırdım. Asla aman 200 le gideyim, vay efendim bu beni nasıl geçer, yolların hepsi benim sadece sol şeritte olmalıyım gibi düşünmedim. Gideceğim yere hız sınırlarına riayet ederek en güvenli ve huzurlu şekilde gittim, bu her aracımla da böyleydi. Bu çerçevede Astra beni hiç üzmedi.
"Bize geç kaldın desinler, geçmiş olsun demesinler"

Aracıma şimdilik pek bir şey yaptırmayı düşünmüyorum. Bu hali bana yeterli geliyor. Cam filmi belki yaza doğru takarım, yazın güneşin rahatsız ettiği durumlar olmuştu ama şimdi hiçbir sorun yok bu kış zamanında. Bu konu başlığında arabamla ilgili tanıtımı yapmış oldum ve kısmen deneyimlerimi anlattım. İlerleyen zamanlarda kendi aracımla ilgili olan biteni de yine bu başlık altında paylaşmayı düşünüyorum. Bakalım artık, şimdilik aramız oldukça iyi :)

Dipnot: Allah herkesin gönlüne göre versin, daha iyilerini nasip etsin.
 

Hasip

Yönetici
Genel Başkan
03-Afyonkarahisar
Katılım
16 May 2015
Mesajlar
7,784
Tepki puanı
3,507
Puanları
113
Yaş
38
Alperen hocam, bir solukta deliksiz okudum yazdıklarınızı. Ben şu an 3. opel aracımı kullanıyorum muhtemelen 4. aracımda opel olacak. İlk opel aracımı aldığımda benim için en önemli kriter elimdeki parayla maksimum donanım alabiliyor olmaktı. Bu konuda doğru karar verdiğimi düşünüyorum. Ben almanların araçların kapı sesi konusunda bile çalıştıklarını benim aracımın yanında başkası aracına bindiğinde anlıyorum. Birçok arabanın kapı sesi bazen bana teneke gibi geliyor. Ülkemizde opel yanlış satış politikaları veya tanıtım hataları nedeniyle Vectra B kasa ve sonrasında Astra G kasa kadar başarıyı bir türlü yakalayamadı. Astra J kasa ile bu işler biraz değişti, en çok üzüldüğüm noktaysa malesef ki insigniaların ülkemizde değer görmüyor olması...
 

ermaneray

Kayıtlı Kullanıcı
34-İstanbul
Katılım
5 Ağu 2007
Mesajlar
1,559
Tepki puanı
202
Puanları
63
Yazı uzun geldi, devamını bölmek zorunda kaldım. :)

Gelelim deneyimlerimize.. Aracı aldığımdan beri 4 bin km yol yaptım. Pandemi etkisinden ötürü az yol yapmış oldum, yoksa bundan çok daha fazla yolculuk yapmış olacaktık fakat 4 bin km de iyi kötü bir fikir vermiş oldu bana. Öncelikle araç hakkında en güzel ve olumlu yan, aracın tok hissettirmesi. Aracı kullanırken bir an olsun güvensizlik yaşamadım. Bu hem yol tutuş için geçerli, hem aracın kaporta vb genel aksamları için geçerli. Araç tok, gerçekten tok. Donanım olarak, benim sonradan eklemiş olduklarım ile fena değil yeterli düzeye geldi. Sadece yokuş kalkış desteği olsun isterdim. Far sensörüymüş yağmur sensörüymüş. Bunlar tırt işler, çok da mühim değil bence. Aracın en önemli, insanların gözünde en değer verdiği şeylerden biri: performansı.. Arkadaşlar, ülkede kullanılan araçlar zaten belli. Hiçbirimiz 4000 cc araçlara binemiyoruz. Çoğu aracın 0-100'ü 10 küsür saniyelerde. Uçtuğunuzu sandığınız arabalar bile başka ülkelerde yüzüne bakılmayan, motorlarına denemek için bile olsa rağbet gösterilmeyen araçlar. Eğer hız sevdanız varsa bu ülkede bunu otomobille gideremezsiniz, ya gidip bir motorsiklet alacaksınız ve adrenalini hızlanmayı eğlenceyi iliklerinize kadar yaşayacak fakat can riski alacaksınız, yahut go-kart pisti vb pistlere gideceksiniz bir güzel eğleneceksiniz döneceksiniz. Gündelik otomobillerde ülke genelinde insanların sahip olduğu neyse, bu aracın verdiği de o. Millet gidip Civic'e dünyanın parasını bayılıyor, motor olarak Astra'dan pek bir farkı yok. Üstelik o paraya nice başka arabalar da alabilecekken insanlar neden alıyor? Alınmaz değilmiş demek. Herkesin bir önceliği var. Eğer önceliğiniz, lpg uyumu olsun ve az yaksın, yeterince gitsin, yüksek km olmasın, model yılı yüksek olsun gibi şeyler ise eldeki seçenekler arasında en iyilerinden birisi Astra. Yapacak bişey yok. Ayrıca bu konuda sizlere bir de fıkra anlatayım:
"Bir Boeing 777 okyanus üzerinde uçarken yanında bir F16 belirmiş. F16 pilotu, yolcu uçağının pilotu ile telsizden bağlantı kurmuş.
- Sıkıcı bir uçuş olmalı. Şimdi 5 dakika beni izle de seni biraz eğlendireyim.
F16 pilotu aniden hızlanıp ses duvarını aşmış, sonra dimdik gözden kayboluncaya kadar yükselip aniden döne döne dimdik dalışa geçmiş, okyanusa kadar alçalıp ani bir dönüşle tekrar yükselmiş ve yolcu uçağının yanına gelmiş. Tekrar bağlantı kurmuş.
- Nasıl? Keyifli değil mi?
- Evet güzeldi demiş 777 pilotu. Şimdi de 5 dakika sen beni izle bakalım.
F16 pilotu şaşırmış. Koca yolcu uçağıyla ne yapabilir ki? Beklemeye başlamış. 2 dakika, 3 dakika... Yolcu uçağı normal rotasında uçuşuna devam ediyor. Beşinci dakikanın sonunda yolcu uçağının pilotu tekrar bağlantı kurmuş.
- İzledin mi?
- izledim de, ne yaptın ki?
- Ne mi yaptım? Yerimden kalktım, dizlerimi esnettim, tuvalete gittim, kendime bir fincan tarçın çayı ve bir dilim havuçlu kek aldım, sonra internete girip şirketimin bu gece konaklamam için rezervasyon yaptığı 5 yıldızlı otele baktım. Nasıl, keyifli değil mi?"

Kıssadan hisse, hız her şey değil. Ben hızdan çok arabanın konforuna, güvenliğine, bana verdiği sağlamlık hissine bakarım. Mercedes'imle de hiç kasmadan, sakince kullanırdım. Asla aman 200 le gideyim, vay efendim bu beni nasıl geçer, yolların hepsi benim sadece sol şeritte olmalıyım gibi düşünmedim. Gideceğim yere hız sınırlarına riayet ederek en güvenli ve huzurlu şekilde gittim, bu her aracımla da böyleydi. Bu çerçevede Astra beni hiç üzmedi.
"Bize geç kaldın desinler, geçmiş olsun demesinler"

Aracıma şimdilik pek bir şey yaptırmayı düşünmüyorum. Bu hali bana yeterli geliyor. Cam filmi belki yaza doğru takarım, yazın güneşin rahatsız ettiği durumlar olmuştu ama şimdi hiçbir sorun yok bu kış zamanında. Bu konu başlığında arabamla ilgili tanıtımı yapmış oldum ve kısmen deneyimlerimi anlattım. İlerleyen zamanlarda kendi aracımla ilgili olan biteni de yine bu başlık altında paylaşmayı düşünüyorum. Bakalım artık, şimdilik aramız oldukça iyi :)

Dipnot: Allah herkesin gönlüne göre versin, daha iyilerini nasip etsin.
Hoş geldiniz foruma.
0-100 11.9 sn yani performans yerlerdedir sizin araçta :) bu nedenle fazla takılmayın gaza da gelmeyin hocam.

Araç ihtiyaçlarınızı karşılıyorsa memnunsanız arıza vermiyorsa yola devam edin. Bir Mercedes değil ama kötü araçta değildir.

Tabi illa performans derseniz 200 Km hızlara çıkmaya pek gerek kalmayabiliyor.

Benim astra 0-100 7 saniyenin biraz üzeri hal böyle olunca 1 2 3 yapıyorsun yetiyor :)
 
  • Beğen
Tepkiler: chesteren

chesteren

Kayıtlı Kullanıcı
23-Elazığ
Katılım
16 Ocak 2021
Mesajlar
18
Tepki puanı
26
Puanları
13
Alperen hocam, bir solukta deliksiz okudum yazdıklarınızı. Ben şu an 3. opel aracımı kullanıyorum muhtemelen 4. aracımda opel olacak. İlk opel aracımı aldığımda benim için en önemli kriter elimdeki parayla maksimum donanım alabiliyor olmaktı. Bu konuda doğru karar verdiğimi düşünüyorum. Ben almanların araçların kapı sesi konusunda bile çalıştıklarını benim aracımın yanında başkası aracına bindiğinde anlıyorum. Birçok arabanın kapı sesi bazen bana teneke gibi geliyor. Ülkemizde opel yanlış satış politikaları veya tanıtım hataları nedeniyle Vectra B kasa ve sonrasında Astra G kasa kadar başarıyı bir türlü yakalayamadı. Astra J kasa ile bu işler biraz değişti, en çok üzüldüğüm noktaysa malesef ki insigniaların ülkemizde değer görmüyor olması...

Şu anda ikinci el piyasasında kendi aracımı sattıktan sonra almayı düşündüğüm ve aklıma en yatan araç 2015-2016 Opel İnsignia 1.6 cdti Cosmo olanlar. 50 bin km civarında 220 bin liraya bulunabiliyorlara hala. Mükemmel araçlar, kesinlikle o fiyata ondan daha iyisi yok. Bence çok da üzülmeyin, bu yeterince kıymet görmemiş arabalar fiyat olarak birer cevher çünkü. Bırakalım bazı güzellikler gözden ırak yaşansın ;)
 
  • Beğen
Tepkiler: Tuncg

Hasip

Yönetici
Genel Başkan
03-Afyonkarahisar
Katılım
16 May 2015
Mesajlar
7,784
Tepki puanı
3,507
Puanları
113
Yaş
38
Şu anda ikinci el piyasasında kendi aracımı sattıktan sonra almayı düşündüğüm ve aklıma en yatan araç 2015-2016 Opel İnsignia 1.6 cdti Cosmo olanlar. 50 bin km civarında 220 bin liraya bulunabiliyorlara hala. Mükemmel araçlar, kesinlikle o fiyata ondan daha iyisi yok. Bence çok da üzülmeyin, bu yeterince kıymet görmemiş arabalar fiyat olarak birer cevher çünkü. Bırakalım bazı güzellikler gözden ırak yaşansın ;)

Kesinlikle katılıyorum, ben insignia 1 yıl kullandım. Eşim ve ben halen o aracı özlediğimizi söyler dururuz. Hayatında hiç insignia binmemiş kişiler bile yorum yapıyorlar susup dinliyorum :)
 
  • Beğen
Tepkiler: chesteren

chesteren

Kayıtlı Kullanıcı
23-Elazığ
Katılım
16 Ocak 2021
Mesajlar
18
Tepki puanı
26
Puanları
13
Hoş geldiniz foruma.
0-100 11.9 sn yani performans yerlerdedir sizin araçta :) bu nedenle fazla takılmayın gaza da gelmeyin hocam.

Araç ihtiyaçlarınızı karşılıyorsa memnunsanız arıza vermiyorsa yola devam edin. Bir Mercedes değil ama kötü araçta değildir.

Tabi illa performans derseniz 200 Km hızlara çıkmaya pek gerek kalmayabiliyor.

Benim astra 0-100 7 saniyenin biraz üzeri hal böyle olunca 1 2 3 yapıyorsun yetiyor :)

Hızla ilgili kendi düşüncelerimi detaylıca açıklamaya çalıştım, kesinlikle hıza dair bir beklentim yok. Ülkedeki neredeyse hiçbir araçtan hız beklentim yok hatta. Büyük hacimli motor olmadıkça, bana konfor ve güvenlik sağlasın kafi. Hoşbuldum ayrıca..
 

omeroz

Yönetici
Başkan
01-Adana
Katılım
19 Ocak 2017
Mesajlar
2,200
Tepki puanı
959
Puanları
113
Hoşgeldiniz, aracınızı kazasız belasız güzel günlerde kullanın inşallah.
 

OKANCAANNN

Başkan
34-İstanbul
Katılım
19 Ağu 2020
Mesajlar
598
Tepki puanı
941
Puanları
93
Yazınız gayet güzel ve ortalama hepimizin yaşadıklarını anlatmışssınız tekrar hoş geldiniz
 

chesteren

Kayıtlı Kullanıcı
23-Elazığ
Katılım
16 Ocak 2021
Mesajlar
18
Tepki puanı
26
Puanları
13
Üst